Bir kumru.. Bir güvercin türü ama güvercinden farklı.. Balkanlardan havalandı. Geldi Marmara denizinin sahiline kondu. Adı Zeynep.. Yolları dar bir kasabaya, Evreşe.. Türküsü bile vardı: Evreşe yolları dar.. Bazen martılara eşlik etti, bazen dar yollarında seke seke yürüdü kasabanın, kırmızı kiremitli çatılarından seyretti bazen dünyayı. Ama bir tarafı eksikti hep. Bir başka Kumru. O da […]
Bir görünen bir de görünmeyen yüzümüz var. Bazen kendimiz bile görmez oluyoruz. Öyle kaptırıyoruz ki kendimizi!.. İş hayatında mesela, aynı şeyleri yapa yapa hataları görmemeye başlıyor insan. Hata yapmasa bile aynı kalmak yetmiyor bazen.. İşletme körlüğü deniyor. Etkileri, işler kötüye gittiğinde ortaya çıkıyor. Özel hayatta da.. Gördüğümüz bir şeyler bizi bir araya getiriyor. Ama her […]
Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar demiş eskiler. Elbette herkes ağlar. Bir kendi canı yandığında, iki sevdiği birisinin… Ama ana çocuğu için ağladığında ikisine de ağlar. Hem çocuğunun acısını içinde hisseder, hem onun üzüntüsünden kendi canı yanar. Ağlamak ilk iletişim aracımız. Dünyaya gelince ilk şaşkınlıkla önce ağlıyoruz. Hatta ağlamazsak tehlike sayılıyor. Ağlayalım ki nefes almaya […]
Başına gelenlere anlam veremiyordu. Kendi halinde sakin sakin yaşarken, birdenbire milyonların söz ettiği biri olup çıktı. Ne yapsam derken yolu bir falcıya düştü. “Nedir bu halim, ne olacak?” diye sordu. Falcı kartları açmaya başladı. “Sen, birden kabak çiçeği gibi açılmışsın. Oldukça da güçlü bir konuma gelmişsin. Bunu taşımak kolay değildir tabii. Belli ki bir süredir […]
Nerede o eski bayramlar derken, hep bugünkü bayramları eleştiriyorduk. Şimdi o da kalmadı. Evde kös kös oturacağız. Allah’ın sopası mı demeli? Ama en azından her halimize şükretmek gerektiğini bir kere daha hatırladık. “Deliye her gün bayram” derler. Şimdi herkes değilse de pek çok insan evinde delirme durumunda.. Delirmek nedir peki? Her mahallenin ya da köyün […]
… 18, 19, 20. Önüm, arkam, sağım solum sobe. Saklanmayan ebe… Saklambaç.. Gözümüzle görmesek de arkadaşlarımızın o anda bir yerlerde olduğunu biliyorduk artık. Görüş alanımızın dışında da bir şeyler olduğunun farkında olacak yaşa gelmiştik. Daha küçük yaşlarda ise ellerimizle yüzümüzü kapadığımızda görünmez olduğumuzu sanırdık. Sonra “Ce!…” İlk varoluşçuluk deneyimimiz… Ya da birisi elindeki bir şeyi […]
Hem annemi, hem babamı.. Ben köyümü özledim.. Çiçek toprağından ayrılınca başlıyor geriye sayım.. Vazodaki su iyi niyetli, güneş yine cömert, ama topraksız hayat bir yere kadar… Anadan ayrı, babadan ayrı, bir de yardan ayrı kaldım, hepsinden acı diyor şarkı.. Ana gibi yar olmaz diyorum ben de.. O zaman daha büyük bir acı yok işte…. Hep […]
“Sordum sarı çiçeğe” dediği gibi Yunus’un, her şey yanı başımızda aslında. Duyduğumuz sözde, gördüğümüz bakışta.. Okuduğumuz kitapta… Okurken “vay be” deyip sonra unuttuğumuz dizelerde… Hepimiz bir belirsizlik içinde endişeliyiz elbet. Ama tarih de tekerrür edip duruyor. İnsanlık ders almadığı sürece de her nesil aynı felaketleri yaşamaya devam edecek. Peki biz kendimiz ne ders alıyoruz yaşananlardan? […]
Her şey istediğimiz gibi oluversin istiyoruz. Tıpkı tıp oyununda olduğu gibi. Onlar da olmamak için inat ediyorlar. Özellikle bugünlerde. İngiltere başbakanı bize bir şey olmaz dedi, ama dinletemedi. Korona geldi ona bulaştı. Amerika’nın dünyaya meydan okuyan lideri, bizim önceliklerimiz başka demeye çalıştı, onu da dinlemedi. Ülke hastalıktan kırılıyor. Çin, istatistiklerimiz doğrudur, biz bu defteri kapattık […]
Uzaktan eğitim… Şimdi hepimiz ona can yeleği gibi sarıldık. Uzaktan eğitim deyince aklıma daha 80’li yıllarda faaliyet gösteren FONO ve Limasollu Naci mektupla yabancı dil eğitimi kursları geliyor. Daha sonra Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi, Açık Öğretim Ortaokulu ve Lisesi örgün eğitim sistemi içinde yerlerini alarak yüz binlerce öğrenciye can simidi oldular. Uzaktan eğitim yöntemi […]