Yoldan mı çıktık, yola mı girdik bilinmez. Köpeğini gezdiren kadın duraksadı, ben de. Kim kime yol verecek derken, birimiz geçti parka doğru. Her ne kadar köpek bana doğru meyletse de, geçici beraberliklerin yeri ne de olsa parklar. İnsan yollarının kesiştiği yerde pek de oyalanmamalı. Yoksa bakmışsın, nezaket olmuş eziyet. Bir karınca gördüm, suyun yanında sudan […]
Lazzaro gibi mutlu olmak. İtalyan yönetmen Alice Rohrwacher’in filmi Lazzaro Felice, insana yokluk üzerinden varlığı anlatıyor. Ampul peşinde koşan çocuklarla başlıyor film. Koca evde iki ampul var. Anne mutfaktakini vermiyor tabii. Hal böyle olunca bir oda aydınlanacaksa diğeri karanlıkta kalıyor. Ampul, yokluğunda hissettiriyor kendini. Lazzaro, tam vur ağzına al lokmayı birisi. Ona bakınca insan kötülüğün […]
Ah şarkılar… “Ne zaman yalnız kalsam, Hayalimdeki adam, Sanki gerçekmiş gibi, Bulur beni” diyor şarkı. O adam diyor, ama insan diyelim biz. Kendimizden ayrı hayal kurmak mümkün mü? Başkası gibi görünse de hayalimizdeki insan, aslında kendi uzantımız. Ah bu arayış, Bu yolculuk, Bitmiyor Sorsak herkes her şeyin doğrusunu biliyor. Ama ne kadarını uygulayabiliyor? Bilmekle uygulamak […]
İnsanoğlu kuş misali. Hep bir kuşa benzeme ya da benzetme hevesimiz var. Kimi şahin olmak ister, kimi kartal. Anka kuşuna atıfta bulunmak da pek yaygın. Kolay değil elbet sudan çıkmış balık olmak. Teoriye göre hayat suda başladı. Sonra sular çekilip kara ortaya çıkınca kuru havada nefes almayı öğrendik. Kuşlara gelince, kimisi ne yardan vazgeçti ne […]
“Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler…” Işıl Yücesoy okumuş, Sezen Aksu Sokağı’nda. Yine aldı götürdü bir yerlere. İki sevgilinin ayrılmasını anlatıyor. Ne kadar zor gelirdi değil mi? Ya da geliyor. Yıllar var oldukça, birileri onları kazanmış olacak, sonra arkasından bakacak. Kaybolan yıllar geri gelmediğine göre, ne yapmalı yenilenmek için? Beyaz bir kâğıt, yeni bir sayfa? O […]
Ya da kadınların acısı. Nedir bu kara yazısı kadınların diyesi geliyor insanın. Nedir kendi içimizde yarattığımız canavar? Ona yar olmayacaksa kimseye olmasındı. Yüzüne kezzap attı. Pavyonda çıkıyormuş, iyi olmuş diyenlerin olmadığı günlerdi. En azından uluorta. Bergen yine sahnelere döndü, albüm çıkardı. Acıların Kadını. Yetmedi, öldürdü kocası. Bergen’in peşinde koşarken başkasıyla evliydi. Hapisten çıktıktan sonra, dört […]
İlk hayat tecrübemiz çığlık. Bir çiçek gibi açmanın coşkusu mu, yoksa var olanı kaybetmenin korkusu mu? Dünyaya bir karanlıktan geliyoruz. Ama o karanlık, bizim dünyevi tanımımıza göre karanlık; bilinmezlik, keder. Halbuki bütün hisler genlerimizde mevcut. Aydınlık da o karanlığın içinde. Hangisi, ne zaman, kiminle? Veysel’in uzun ince bir yol dediği yerde keşfediyoruz. Dünyaya gelirken başımıza […]
Her gün güneş doğuyor. Her gün tazelendiğimizi hissediyoruz. Ama beden eskiyor aslında. Birden bir melodi çınlıyor insanın içinde. Seni bana vermediler diyor mesela Sezen Aksu. Sensiz içime sinmiyor. Sen kimsin? Ben kimim? Sen belli ki mutluluğa giden yolda benim mayamsın. Ruhuma girince, öylece gevşeyiveriyorum. Peki, sen nereye girdiğini biliyor musun? Aynanın karşısına geçtiğinde, beni görmeye […]
“Yalnızım ben çok yalnızım, buymuş benim alın yazım, ister uzak ister yakın, anılar beni rahat bırakın.” Bir yalnızlık var, bir de tek başınalık. Yalnızlık için bir şeylerin eksikliğini hissetme hali deniyor. Mitolojide yalnızlık duygusunun en yüksek haline Narcissus örnek veriliyor. Narsizm, kendine tapma hali. Narcissus sudaki yansımasını görünce kendine aşık olmuş ve o güzelikten mahrum […]
Bir yandan biz her şeye bir anlam yüklemeye çalışıyoruz. Diğer yandan hayat habire kendi anlamını bize hatırlatıyor. Bilgi tecrübeyle oluşuyorsa, tecrübeleri anlamadan hayat hakkında bilgimiz var diyebilir miyiz? Dünyaya birey olarak geliyoruz. Bir tane. Bir rakamı da bütün dillerde bir çizgi. Roma rakamı dediğimiz Latince kökenli ifadesi: “I”. Roma yapılarının sütunları gibi. Bir rakamı, Çin […]